20.09.2017

    Otomotivden çok yan sanayi tehlikeli atık üretiyor...

Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Çallı: Türkiye’de eğer otomotiv sektörü yılda 20 bin ton tehlikeli atık üretiyorsa, yan sanayi belki de 50 bin ton üretiyor. Tehlikeli atık üretenlere online kontrol getirilmeli

 

Atık yönetiminde emekleme aşamasında olan Türkiye’de hem çevre hem de insan için tehdit oluşturan unsurların başında tehlikeli atıklar geliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ön ayak olmasıyla hayata geçirilen UTAY (Türkiye’de AB Çevre Mevzuatlarına Uyumlu Tehlikeli Atık Yönetimi) projesiyle, atık üretimi açısından öncelikli 4 bölgede (Marmara, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz) tehlikeli atıkların bir envanterinin çıkarılması, coğrafi ve sektörel dağılımının belirlenmesi ve tüm bu atıklar için ülkemiz koşullarında ve coğrafyaya bağlı olarak en uygun bertaraf yönteminin belirlenmesi amaçlanıyor. Projenin, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Çallı başkanlığındaki Marmara grubu, otomotiv ve beyaz eşya sektörünün tehlikeli arık üretimini bu sektördeki kuruluşlarda inceledi ve bu sanayi dalının mevcut durumunu ortaya koydu. Prof. Dr. Çallı, araştırmalarının sonuçları ve oluşturulmaya çalışan TABS (Tehlikeli Atık Beyan Sistemi) ilgili olarak dergimizin sorularını yanıtladı.

Otomotiv sektöründe tehlikeli atık üretimini hangi boyutta incelediniz?

Otomotiv üretimine yönelik sektör. Yani araba.. Metal giriyor. Direksiyon bir yerden geliyor, lastik bir yerden geliyor. Motor başka sanayiden geliyor. Bunları monte ediyorlar, metalleri şekillendiriyorlar, boyuyorlar. Son kontrollerini yapıyorlar. Satışa gönderiyorlar. Şimdi bu otomotiv üretimi. Bu sektörlerden atıklanan kaynaklar bu sektöre dahil değil. Onların ayrı bir kodu var. Bu Nace dediğimiz kodlar, faaliyetlere yönelik kodlar. Otomotiv üretiminden kaynaklanan tehlikeli atıklar, 20 bin ton civarında. Beyaz eşyada üretim miktarları daha az. 2 bin ton da beyaz eşyadan kaynaklanan tehlikeli atık var. Şimdi Türkiye’de genele baktığınız zaman, genel içinde bu çok azmış gibi görünüyor. Yani yılda bir milyon ton gibi tehlikeli atık var. Ama bunu içine madencilik dahil. Yani bu servisler dahil. Biz özellikle imalat sanayinden kaynaklanan tehlikeli atıkları incelemeye çalıştık. Otomotivin üretilmesi, buzdolabının üretilmesi, lastiğin üretilmesi, demir çeliğin üretilmesi. Bunlarda önemli olan demir çelik ve döküm sanayi. Bunlar ciddi atık üreticileri Türkiye’de. Daha modern, daha teknolojik ürünler üretenlerin atık miktarları oldukça az. Ya da yan sanayiden aldıkları için, esas üretici yan sanayi. Tehlikeli atığı yan sanayi üretiyor. Onlar üretimli ürünü aldıkları için, üretici yan sanaii gibi görünüyor. Kendileri daha az tehlikeli atık üretiyormuş gibi görünüyor. Tamam Türkiye’de otomotiv sanayiinden, beyaz eşyadan üretilen tehlikeli atık miktarı ciddidir. 20 bin ton civarında bir tehlikeli atık. Ama gelene baktığımız  zaman Türkiye’de toplam 1 milyon ton civarında tehlikeli atık üretiliyorsa, onun içinde düşük bir miktar. Yüzde 2’ler civarında bir rakam.

Eğer otomotiv yılda 20 bin ton tehlikeli atık üretiyorsa, yan sanayi belki de 50 bin ton üretiyor. Sanayinin gidişatı böyle. Ben işimi yan sanayine yaptırayım. Yan sanayiden ben hazır ürünü alayım, montaja gideyim. Çünkü iş kazası riski daha az. Tehlikeli atık üretme riski daha az. İş güvenliği daha yüksek. Bu tür şeyler deniyorlar. Onu biz inceleyemedik. Neden inceleyemedik? Bir dernekleri, bir kurumları yok. Yan sanayi, daha küçük ölçekte üretim yapıyor. Büyük üreticiler kadar yüksek bilince ulaşmış değiller. Bilgi paylaşımında sıkıntı çekiyorlar. Kim bilgi paylaşımında sıkıntı çeker? Biraz sıkıntısı olanlar. Şeffaf olmuyorlar. O yüzden yan sanayini inceleyemedik. Eğer otomotiv üretiminden bir birim çıkıyorsa, kesinlikle onun yan sanayinden onun birkaç katı tehlikeli atık çıkıyordur.

Ne yapmak lazım?

Şu an biz AB aday ülkesiyiz. AB bizden bazı veriler istiyor. Yılda ürettiğiniz tehlikeli atık miktarını bize net olarak söyleyin diyor. Tutarlı rakamlar söyleyin diyor. Biz bunun beyanında zorlanıyoruz. Neden? Çünkü elimizde veri yok. Çünkü bizim şu andaki sistemimiz, üreticinin beyanı üzerine. Direksiyon üretiyorum mesela. Bir tane Sanayii Bakanlığı’nda kodum var, üretim yapmak için, tescilliyim. Beyan yaparsam bakanlık ne kadar tehlikeli atık ürettiğimi biliyor. İmalat sektöründe faaliyet gösteren 40 bin firma var. Bunlar sadece imalat sektöründe, eğer servisleri dahil edersek, 50-60 bin mertebesinde. Belki 100 bin mertebesinde çıkacak. Yani 100 bin noktadaki üreticiyi gidip hiçbir yetkilinin, hiçbir temsilcinin tek tek kontrol etmesi mümkün değil. Bizim bu projeyle geliştirdiğimiz şey, bunu elektronik olarak, online olarak yapmak. Yani insana bağlı değil. Diyelim bir matbaa beyan yapıyor. Bunu yaparken, ne oluyor diyelim? Elektronik beyan yapıyor diyelim. Benden şu kadar tehlikeli atık, şu kadar boya çıktı falan. Şimdi eğer biz matbaa sektöründen ne kadar atık çıkacağını bilir, o programa girersek ne olacak. Yanlış beyanda bulundunuz diye anında o firmaya, eksik beyanda bulundunuz, senin kapasitene göre en az bu kadar tehlikeli atık beyanında bulunman lazım diye geri dönüş olur eğer bu proje netleşirse. Biz otomotivi, beyaz eşya sektörünü yaptık. Tüm üreticiler bu online beyan sistemine girerse, hatalı beyanlar hemen anında kabul edilmeyecek ve beyanınız geçerli değildir, düzeltip tekrar beyan edin denir. Bugün nasıl yapılıyor? Beyanlar yapılıyor. İnsanlar çıktıları alıyor. Çıktıları aldıktan sonra bakıyorlar, ya bu yanlış olabilir mi acaba deniyor. İnsanlar ilk  bakışta bilemez bir bakışta. Sonra ne oluyor. Çevre Müdürlüğündeki insanlar o tesise gidiyor. Yerinde beyanları kontrol ediyorlar. Eğer beyanları yanlışsa, farkına varabilirse ceza kesiyor. Tekrar beyan etmesi için uyarıda bulunuyor, geliyor. Yani çoğu zaman bu işler yapılamıyor.

Otomotivde yıllık atık miktarını 20 bin ton olarak belirttiniz. Otomotiv üretiminde gelişmiş olan  ülkelerle kıyasladığınızda bu miktar normal mi?

Burada tehlikeli atık üretim faktörlerini karşılaştırabiliriz. Onlar da benzeşiyor aslında. Neden? Çünkü aslında prosesler benzeşiyor.

Üretim şekli aynı çünkü?

Evet.. Yani şimdi şöyle bir şey. Orada maliyetlerin artmasının sebebi ne? Mesela neden Batı Avrupa ülkeleri veya gelişmiş ülkeler ağır sanayini terk ediyor? Çünkü tehlikeli atık bertaraf maliyetleri orada çok yüksek. Çevre zararlarının telafisi orada çok zor. Orada bir işçi kazası ya da bir çevre sorunundan dolayı ABD’de, Avrupa’da bir insanı zarar görmesi sonucu, mesela Meksika Körfezi’nde BP’nin başına geleni biliyorsunuz. Bir petrol platformundan sızıntı oldu. Milyonlarca, milyarlarca dolar cezaya çaptırıldı. O yüzden ne yapıyorlar? Batı Avrupa ülkelerini terk edip şimdi mesela otomotiv üretimi için Macaristan, Polonya, Romanya, Türkiye gibi ülkelere gidiyorlar. Belki 20 sene sonra buralardan da doğuya gidecek. Çevre mevzuatınız ne kadar sıkıysa, kanunlarınız ne kadar sıkıysa atık miktarını o kadar azaltırsınız. Ama bu atık miktarlarını bir yere kadar azaltabiliyorsunuz. Tamamen sıfırlamanız mümkün değil. O zaman ne yapıyor. Artık bu değerlerden sonra ben bu ülkede ekonomik olarak üretim yapamam diyor ve ülkeyi terk ediyor. Tabii bunun içine işçi maliyetleri de dahil, çevre mevzuatlarındaki atık ve atık bertaraf maliyetleri de dahil. O ülkeleri terk ediyorlar. Onun için batılı ülkelerde otomotiv üretimleri gitgide azılıyor. Ya da sadece bizim anlattığımız ana sanayi kalıyor. Yan ürünlerini Türkiye’den alıyor. Esas atığı Türkiye’de ürettiriyor mesela. Direksiyon Almanya’ya gidiyor, onu orada sadece takmak kalıyor. Dolayısıyla bir atık çıkmıyor.

Amiyane bir tabirle Avrupa pis işlerini Türkiye’ye mi yaptırıyor?

Öyle, kaba tabirle değil, gerçekçi olmak lazımsa öyle. Sanayiinin işleyişi böyle ne yazık ki. Otomativ de buna dahil

Yabancı bir otomobil markasının Türkiye’de üretim yapması ekonomi adına sevinçle karşılanan bir durum. Çevre adına kötü bir gelişme mi?

Çevreyi konuşacak olursak tamam ama insan faydası da önemli. Otomotiv de prestijli bir sektör, prestijli bir sanayi. Kendi otomobilini, kendi otobüsünü, kendi kamyonunu üreten belki yarın kendi uçağını üretebilir. Kendi otomotivini üretmeyen bir milletten, kendi uçağını, uzay gemisini üretmesini bekleyemezsiniz. Çünkü onlar adım adım ilerleyen şeyler. Tabii ki çevre mevzuatları sıkı olmalı. Bir yere kadar ama. Sonuçta Avrupa’daki, Almanya’daki olayla karşı karşıya kalırız. Kurallar aşırı katı hale gelirse, otomobil üretmek ekonomik olarak fizibil olmaktan çıkarsa, o da o zaman Hindistan’a gider, Çin’e gider. Türkiye’den de çıkar. Tekstilde öyle değil mi? Geçen gün bir araştırdım baktım. Şu anda Türkiye’de tekstil sanayinin en ağırlıklı olduğu yer Kahramanmaraşmış. Ben Denizliliyim. Denizli’den Bursa’dan çıktı tekstil üretimi artık. İşçi maliyetleri arttı, çevre denetleme şartları orada ağır geliyor. Sanayileşmiş bölge statüsüne geldi, teşvikler kalktı. Oradan da Suriye’ye gider, Irak’a gider. Öyle gider yani. Maalesef böyle.





 

Recycling Yazarları
YazarlarYazar Yazıları

         
Firma Adres Telefon & Fax Irtibat Sosyal Ağ
Grup E Yayıncılık Kozyatağı 19 Mayıs Mahallesi İnönü Cad. No:85/12 Erenköy / İSTANBUL Tel   : (216) 360 46 36
Gsm : (554) 535 76 16
Fax  : (216) 360 46 65
Web : www.recyclingdergisi.com
Mail : info@grupe.com.tr


Copyright 2011 ©

Programlama : E.SEZGİN
Tasarım         : S.BALABAN